DORTMUND’DA ATILAN BÜYÜK ADIM: “HEDEF 2035 - KONU EĞİTİM”
DORTMUND’DA ATILAN BÜYÜK ADIM: “HEDEF 2035 - KONU EĞİTİM”
Almanya’daki toplumumuzun örgütlü gücü olan Almanya Türk Toplumu (TGD)’nin desteğiyle; Almanya Türk Veli Dernekleri Federasyonu (FÖTED), Almanya Türk Öğretmen Dernekleri Federasyonu (ATÖF) ve Almanya Türkçe ve Çok Dilli Eğitim Federasyonu (BTMB) tarafından Dortmund’da önemli bir toplantı gerçekleştirildi.
Almanya’daki toplumumuzun örgütlü gücü olan Almanya Türk Toplumu (TGD)’nin desteğiyle; Almanya Türk Veli Dernekleri Federasyonu (FÖTED), Almanya Türk Öğretmen Dernekleri Federasyonu (ATÖF) ve Almanya Türkçe ve Çok Dilli Eğitim Federasyonu (BTMB) tarafından Dortmund’da önemli bir toplantı gerçekleştirildi.
Almanya’nın çeşitli eyaletlerinden gelen 115 öğretmen ve veli temsilcisinin katıldığı “HEDEF 2035 - KONU EĞİTİM” başlıklı toplantıda alınan kararlar, Almanya’daki eğitim politikaları ve Türkçe derslerinin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır.
Federasyon başkanları Mehtap Çağlar, Dr. Aysun Aydemir, Kemal Ülker, Yücel Tuna, Bilge Yörenç ve Zülfü Gürbüz yaptıkları konuşmalarda eğitim alanında güç birliğinin gerekliliğine dikkat çektiler.
Kenan Kolat’ın başarılı moderasyonuyla yürütülen seminerde 55 konuşmacı, dörder dakikalık konuşmalarla eğitim alanındaki sorunları ve çözüm önerilerini dile getirdi.
TOPLANTIDA ÖNE ÇIKAN BAŞLIKLAR
■ Velilerin okul ve öğretmenlerle iş birliğinin güçlendirilmesi ve Alman eğitim sistemi hakkında bilinçlendirilmesi
■ Göçmen kökenli veli ve öğrencilerin eğitim sistemine daha etkin katılımının sağlanması
■ Ayrımcı uygulamalara son verilmesi; denetim mekanizmalarının geliştirilmesi ve Ayrımcılıkla Mücadele Birimi kurulması
■ Sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ve eğitim kurumlarıyla iş birliğinin artırılması
■ Sosyal ve kültürel etkinliklerin yaygınlaştırılması; dinî ve millî bayramların okullarda kutlanması
■ Çok dilli eğitimin güçlendirilmesi; Türkçenin müfredata alınması, haftada en az üç saat okutulması ve notunun sınıf geçmeye etkili olması
■ 4. sınıftan sonra başlayan erken yönlendirme sisteminin kaldırılarak 8. sınıf sonrasına ertelenmesi
■ Eğitim politikalarının eyaletler düzeyinde güçlü destekle yürütülmesi
■ Almanya Türk Eğitim Vakfı ve Almanya Türk Eğitim Bilim Kurulu’nun kurulması
■ Federasyonlar arasında düzenli ve koordineli çalışma kültürünün geliştirilmesi
■ Kurumların dijitalleşmesi; Argümantasyon Destek Sistemi ve Bilgi Bankası oluşturulması
■ “Policy Paper” niteliğinde siyasi tutum belgelerinin hazırlanması ve güncellenmesi
SONUÇ
“HEDEF 2035” semineri; öğretmenler, veliler ve kurumlar arasındaki iş birliğini güçlendiren önemli bir başlangıç olmuştur. Bu toplantı, Almanya’daki Türkçe eğitimi ve genel eğitim mücadelesine önemli katkılar sunmaktadır.
Önümüzdeki süreçte ayrıntıları kamuoyuyla paylaşılacak olan önerilerin hayata geçirilmesi için hepimize önemli görevler düşmektedir.
EĞİTİM ATILIMI İÇİN ÖNERİLERİM:
Almanya’daki Türkçe derslerine ilişkin görüşlerimi, “Çocuğunuzun Başarısı Sizin Elinizde” adlı kitabımda ayrıntılı olarak kamuoyunun dikkatine sunuyorum.
TÜRKÇE DERSİNİN BAŞARILI OLMASI İÇİN
■ Anadilde eğitim desteği okul öncesinde, anaokullarında Almanca ile paralel olarak başlatılmalıdır. İlkokulda okuma-yazma eğitimi iki dilli olarak verilmelidir. Birinci ve ikinci dil edinimi arasındaki farklar dikkate alınmalı, iki dilli öğretim yöntemleri uygulanmalıdır. Bu amaçla iki dilli öğretmenler yetiştirilmeli ve istihdam edilmelidir.
■ İki dilli eğitim materyalleri geliştirilmelidir. İkidillilik teşvik edilmeli; Türk yayınevleri ve yazarların çalışmaları desteklenmelidir.
■ Anadili dersi, normal ders programı içinde yer almalı; haftada en az 3, ideal olarak 5 saat okutulmalıdır. Bu dersin notu sınıf geçmeye etki etmeli ve diğer yabancı dil dersleriyle eşdeğer kabul edilmelidir. Derse kayıt, okul başlangıcında yapılmalı ve eğitim süresince geçerli olmalıdır. Ders açılması için ilkokullarda en az 10, sonraki kademelerde en az 15 öğrenci yeterli olmalıdır.
■ Türk öğrencilerin Türkçe dersine katılımı 6. sınıfa kadar zorunlu olmalı; ancak velinin yazılı talebi halinde muafiyet tanınmalıdır. 6. sınıftan itibaren Türkçe, ikinci veya üçüncü yabancı dil olarak seçilebilmelidir.
■ Anadili dersleri içerik, organizasyon ve personel açısından güçlendirilmelidir. Öğretmenlerin hizmet içi eğitimine önem verilmeli; öğretmen kadroları göçmen nüfus oranına göre planlanmalıdır.
■ Anadili dersine katılım teşvik edilmeli; bazı okul yöneticileri veya öğretmenler tarafından yapılan engellemelere izin verilmemelidir. Özellikle okul kayıtlarının yapıldığı şubat ayında öğretmenler, veli dernekleri, eğitim ataşelikleri ve sivil toplum kuruluşları tarafından bilgilendirme kampanyaları düzenlenmelidir.
■ Almanca eğitim dilidir; ancak okul dili değildir. Çocukların okul ortamında Türkçe konuşmaları engellenmemelidir.
■ Türkçe öğretmeni bulunmayan okullara atama yapılmalı; emekli olan öğretmenlerin yerleri doldurulmalı ve uzun süreli hastalık durumlarında vekil öğretmen görevlendirilmelidir. Öğretmenlerin çalışma koşulları iyileştirilmeli ve yerli -göçmen öğretmenler arasındaki ücret eşitsizliği giderilmelidir.
■ Almanya’da en az beş eyalette üniversiteler bünyesinde Türkçe öğretmenliği kürsüleri açılmalıdır.
YURTDIŞINDA TÜRKÇEYİ YAŞATMAK İÇİN
Yurtdışında anadilimizi ve kültürümüzü korumak için bireyler, kurumlar ve temsilciler planlı ve uzun vadeli bir strateji izlemelidir:
- Göçmen örgütleri eyalet düzeyinde bir araya gelmeli; Türkçe eğitimi konusunda düzenli ve kapsamlı çalışmalar yürütmelidir. Bu çalışmalar federal düzeyde koordine edilmelidir.
- Anadili öğrenme hakkı anayasal bir haktır. Türkçe, diğer yabancı diller gibi müfredata alınmalı ve eşit statüde okutulmalıdır. Bu konuda gerekli hukuki ve siyasi girişimler yapılmalıdır.
- Türkiye, yurtdışında faaliyet gösteren öğretmen ve veli derneklerini her alanda desteklemeli ve iş birliği içinde hareket etmelidir.
- Eğitim kurultayları, paneller ve sempozyumlar düzenlenerek bilim insanları, eğitimciler ve yetkililer bir araya getirilmelidir.
- Ana-baba eğitimi güçlendirilmeli; Türkçenin önemi konusunda bilinç artırıcı broşürler, afişler ve kamu spotları hazırlanmalıdır.
- Başta TRT olmak üzere medya kuruluşları, Türkçe ve eğitim konularında toplumsal farkındalığı artırmalıdır.
- Sanatçılar, yazarlar, sporcular ve bilim insanlarının katılımıyla kültürel etkinlikler düzenlenmelidir.
- 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos ve 29 Ekim gibi millî bayramlar kitlesel katılımla kutlanmalı; bu etkinliklerde anadili konusu gündeme getirilmelidir.
- Alman kurumlarıyla (siyasi partiler, sendikalar, üniversiteler, kiliseler) ilişkiler geliştirilmeli ve destek sağlanmalıdır.
- Eğitim sisteminde karşılaşılan haksızlıklara karşı hızlı ve ortak tepki verilmelidir. Ders kitaplarında ayrımcı içeriklere karşı girişimlerde bulunulmalıdır.
- Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhuriyet değerlerinin ders kitaplarında yer alması için çalışmalar yapılmalıdır.
TÜRKİYE’DEN BEKLENTİLERİMİZ
- Yurtdışındaki eğitim paydaşlarının katılımıyla kapsamlı bir “Kültür ve Eğitim Programı” hazırlanmalıdır.
- Fırsat eşitsizliğini gidermek için Alman makamlarıyla bilimsel iş birliği yapılmalı ve projeler desteklenmelidir.
- Ailelerin eğitim konusundaki bilinç düzeyi artırılmalı; konsolosluklar ve ilgili kurumlar bu alanda aktif rol üstlenmelidir.
- Tüm öğretmenlerin özlük hakları korunmalı; yerel ve Türkiye’den gelen öğretmenler arasında eşitlik sağlanmalıdır.
- Anadili dersleri Alman devletinin sorumluluğunda olmalı ve finansmanı bu devlet tarafından karşılanmalıdır. Öğretmen ihtiyacı öncelikle Almanya’da yetişen öğretmenlerden karşılanmalıdır.
- Diploma denkliklerinde anadili eğitimi dikkate alınmalı; başarılı öğrenciler burslarla desteklenmelidir.
- Gençlerin Türkiye ile bağlarını güçlendirmek için öğrenci değişim programları ve eğitim seminerleri düzenlenmelidir.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.