HAYATTA KALANA DEĞİL, KALAMAYANA BAKIN
HAYATTA KALANA DEĞİL, KALAMAYANA BAKIN
Bir uçağın üzerinde yüzlerce kurşun deliği görseniz ne yaparsınız? İlk akla gelen, en çok delik olan yerleri güçlendirmektir. Oysa bu yanlıştır. Çünkü o uçaklar geri dönebilenlerdi.
Bir uçağın üzerinde yüzlerce kurşun deliği görseniz ne yaparsınız? İlk akla gelen, en çok delik olan yerleri güçlendirmektir. Oysa bu yanlıştır. Çünkü o uçaklar geri dönebilenlerdi.
II. Dünya Savaşı’nda istatistikçi Abraham Wald, kritik bir gerçeği fark etti: Asıl bakılması gereken, geri dönemeyen uçaklardı. Onların neresinden vurulduğunu bilmiyorduk. Ve bilmediğimiz o delikler, aslında en kritik olanlardı.
İşte buna “hayatta kalan yanlılığı” denir. Gerçeği bazen gördüğümüz şeyler değil, göremediğimiz boşluklar anlatır.
SAYILARI BİLMEK YETMEZ
Sayıları hissetmek gerekir.
Bir milyon saniye yaklaşık 12 gün, bir milyar saniye yaklaşık 32 yıl, bir trilyon saniye ise yaklaşık 32 bin yıl eder.
Bu kelimeleri her gün kullanıyoruz; ama aralarındaki uçurumu nadiren hissediyoruz.
Düşük olasılık, imkânsızlık değildir. Yüksek olasılık da kesinlik değildir. Matematik bize sadece rakam vermez; o rakamın arkasındaki gerçeği de gösterir.
KORKTUĞUMUZ ŞEY, EN BÜYÜK RİSK OLMAYABİLİR
İnsan zihni her zaman olasılıkla hareket etmez; korkuyla hareket eder.
Çok konuşulan tehlikeyi abartır, her gün yaşadığı riski sıradanlaştırır.
Asıl soru şudur: “Bundan korkuyor muyum?” değil, “Bunun gerçek riski ne kadar?”
Tek bir olay hikâye anlatır. Yüzlerce olay ise gerçeğin eğilimini gösterir.
Rulet masasında bir tur heyecan verir; bin tur sonunda ise matematik konuşur.
BAŞARISIZLIK DA BİR VERİDİR
Bir şeyi denedik, olmadı. İkinci kez denedik, yine olmadı. Üçüncü kez de olmadı.
Peki vaz mı geçeceğiz? Hayır.
Neden olmadığını ölçmek, yöntemi değiştirmek ve yeniden denemek gerekir. Çünkü doğru okunan her başarısızlık, bir sonraki adımın haritasıdır.
Ama aynı hatayı tekrar tekrar yapmak deneyim değildir. Değiştirerek denemek gerekir.
YALANLARI DA SAYILAR ELE VEREBİLİR
Size biri: “Herkes yapıyor.” “Kesin kazandırır.” “Risk yok denecek kadar az.” dediğinde üç soru sorun:
-
Herkes kaç kişi?
-
Kesin kazanç hangi veriye dayanıyor?
-
Risk gerçekten ne kadar?
Bazen büyük görünen sayı, küçük bir oranın parçasıdır. Bazen küçük görünen sayı, büyük bir tehlikenin habercisidir. Ve bazen en önemli sayı, size hiç söylenmeyen sayıdır.
SADECE KAZANANLARA BAKMAYIN
Başarılıları görüyoruz. Hikâyelerini dinliyoruz. Zirvedekileri alkışlıyoruz.
Peki aynı yolda yürüyüp kaybolanlar? Aynı fikri deneyip batanlar? Aynı riski alıp kaybedenler?
İstatistik en sert dersini burada verir: Sadece hayatta kalanlara bakarak gerçeğin tamamını göremezsiniz.
SON SÖZ
Hayat bize sürekli sayılar, olasılıklar ve sonuçlar sunuyor. Bize düşen, sadece rakamı görmek değil; o rakamın arkasındaki boşluğu da okumaktır.
Bir karar verirken… Bir habere inanırken… Bir yatırım yaparken… Bir insanı değerlendirirken…
Kendimize sormamız gereken soru şudur: “Şu anda gerçeğin tamamına mı bakıyorum, yoksa sadece hayatta kalanları mı görüyorum?”
Çünkü bazen gerçeği anlatan, gördüğümüz kurşun delikleri değildir. Asıl gerçeği, göremediğimiz delikler anlatır.
Unutmayın: “Hayatta kalana değil, kalamayana bakın.”
Çünkü hayatın en önemli derslerinden bazıları, istatistiklerin bize göstermediği yerde saklıdır.

NECMI Cemal
Sembolik Fotoğraf: Yapay Zeka ile hazırlanmıştır.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.