ŞEHİRLER EVLAT SEÇMEZ

Yaşam 13.06.2026 - 10:31, Güncelleme: 13.06.2026 - 10:31 13 kez okundu.
 

ŞEHİRLER EVLAT SEÇMEZ

Bazı insanlar bir şehirde doğar. Bazıları ise bir şehrin geleceğinde yeniden doğar. Çünkü insanın doğduğu şehir ile anlam kattığı şehir her zaman aynı değildir. Bir insanın dünyaya gözlerini açtığı şehir kaderidir. Ama bir şehrin kaderine dokunmak tercihtir.

“Kentinin öz evladı” ifadesi kulağa sıcak gelir. Aidiyet hissi verir. Fakat asıl soru tam burada başlar: Bir şehrin “öz evladı” kimdir? Nüfus kaydında o şehir yazan mı, yoksa ömrünü o şehrin geleceğine adayan mı? Cevap nettir: Şehirleri doğanlar değil, sahip çıkanlar büyütür. Bir fabrikanın temelini atan, bir okulun kapısını aralayan, bir gencin hayatına dokunan, bir mahallenin sorununu çözen, kentin geleceği için sorumluluk alan insanlar… İşte onlar, bir şehrin görünmeyen ama en kalıcı mimarlarıdır. Aidiyet bir doğum meselesi değildir. Aidiyet; emekle kök salar, sorumlulukla büyür, fedakârlıkla anlam kazanır. Bu yüzden bir insanı değerlendirirken nerede doğduğuna değil, nerede değer ürettiğine bakmak gerekir. Doğmak kaderdir. Katkı sunmak tercihtir. İz bırakmak ise sorumluluktur. Tam da burada tevazu devreye girer. Çünkü gerçek aidiyetin olduğu yerde kibir değil, denge vardır. Tevazu; “Ben yaptım” demek değil, “Biz başardık” diyebilmektir. Makamın görünürlüğüne değil, taşınan sorumluluğun ağırlığına talip olmaktır. Çünkü şehirler kimsenin mülkü değildir. Şehirler; geçmişten emanet aldığımız, geleceğe daha güçlü bırakmakla yükümlü olduğumuz ortak bir hafızadır. Asıl mesele hiçbir zaman “öz evlat” meselesi değildir. Asıl mesele; kendini şehrin sahibi görenlerle, kendini şehrin hizmetkârı görenler arasındaki duruştur. Şehirler sloganlarla büyümez. Şehirler hamasetle değil; vizyonla, ortak akılla ve süreklilikle büyür. Bugün dünyanın neresinde olursak olalım, çocuklarımıza daha yaşanabilir, daha adil ve daha güçlü şehirler bırakmak zorundayız. Bunun için kimin nerede doğduğunu değil; kimin düşündüğünü, kimin emek verdiğini, kimin taşın altına elini koyduğunu konuşmalıyız. Çünkü tarih, insanların nerede doğduğunu değil; hangi şehrin geleceğine dokunduğunu yazar. Doğum yeri bir kimliktir. Bıraktığın iz ise tarihtir. Necmi Cemal
Bazı insanlar bir şehirde doğar. Bazıları ise bir şehrin geleceğinde yeniden doğar. Çünkü insanın doğduğu şehir ile anlam kattığı şehir her zaman aynı değildir. Bir insanın dünyaya gözlerini açtığı şehir kaderidir. Ama bir şehrin kaderine dokunmak tercihtir.

“Kentinin öz evladı” ifadesi kulağa sıcak gelir. Aidiyet hissi verir.
Fakat asıl soru tam burada başlar:
Bir şehrin “öz evladı” kimdir?
Nüfus kaydında o şehir yazan mı,
yoksa ömrünü o şehrin geleceğine adayan mı?
Cevap nettir:
Şehirleri doğanlar değil, sahip çıkanlar büyütür.
Bir fabrikanın temelini atan, bir okulun kapısını aralayan, bir gencin hayatına dokunan, bir mahallenin sorununu çözen, kentin geleceği için sorumluluk alan insanlar…
İşte onlar, bir şehrin görünmeyen ama en kalıcı mimarlarıdır.
Aidiyet bir doğum meselesi değildir.
Aidiyet; emekle kök salar, sorumlulukla büyür, fedakârlıkla anlam kazanır.
Bu yüzden bir insanı değerlendirirken nerede doğduğuna değil, nerede değer ürettiğine bakmak gerekir.
Doğmak kaderdir.
Katkı sunmak tercihtir.
İz bırakmak ise sorumluluktur.
Tam da burada tevazu devreye girer.
Çünkü gerçek aidiyetin olduğu yerde kibir değil, denge vardır.
Tevazu; “Ben yaptım” demek değil,
“Biz başardık” diyebilmektir.
Makamın görünürlüğüne değil,
taşınan sorumluluğun ağırlığına talip olmaktır.
Çünkü şehirler kimsenin mülkü değildir.
Şehirler; geçmişten emanet aldığımız, geleceğe daha güçlü bırakmakla yükümlü olduğumuz ortak bir hafızadır.
Asıl mesele hiçbir zaman “öz evlat” meselesi değildir.
Asıl mesele; kendini şehrin sahibi görenlerle, kendini şehrin hizmetkârı görenler arasındaki duruştur.
Şehirler sloganlarla büyümez.
Şehirler hamasetle değil; vizyonla, ortak akılla ve süreklilikle büyür.
Bugün dünyanın neresinde olursak olalım, çocuklarımıza daha yaşanabilir, daha adil ve daha güçlü şehirler bırakmak zorundayız.
Bunun için kimin nerede doğduğunu değil;
kimin düşündüğünü, kimin emek verdiğini,
kimin taşın altına elini koyduğunu konuşmalıyız.
Çünkü tarih, insanların nerede doğduğunu değil; hangi şehrin geleceğine dokunduğunu yazar.
Doğum yeri bir kimliktir.
Bıraktığın iz ise tarihtir.

Necmi Cemal

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve lokalbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.