ŞEHİR, İNSANINA RAĞMEN YÖNETİLEMEZ İTİRAZIM VAR…!

Yaşam 21.06.2026 - 21:39, Güncelleme: 21.06.2026 - 23:17 67 kez okundu.
 

ŞEHİR, İNSANINA RAĞMEN YÖNETİLEMEZ İTİRAZIM VAR…!

Bana sıkça soruyorlar: “Madem kırk yılı aşkın süredir üniversitelerdesin, binlerce öğrencin bugün ülkenin ve dünyanın dört bir yanında görev yapıyor, 81 ilin büyük bölümünü yerinde gördün, dokuz kitap yazdın… Daha neye itirazın var?”

Var. Hem de çok net bir itirazım var. Benim itirazım; kentlerin, kentte yaşayan insanlara rağmen yönetilmesine. Çünkü şehirler yalnızca yönetenlerin değil; yaşayanların, üretenlerin ve o şehirde hayat kuran herkesin ortak alanıdır. Bir şehri şehir yapan; yolları, binaları, projeleri değil; insanın kendini içinde bulduğu aidiyet, hafıza ve güvendir. Burada iki anlayış ayrılır: Birincisi: “Ben bilirim” anlayışı. Kararlar alınır, projeler çizilir, sonra topluma anlatılır. İkincisi: “Birlikte düşünelim” anlayışı. Önce dinlenir, önce sorulur, şehir birlikte anlaşılır. Ben yıllar içinde şunu gördüm: Bir şehirde başarıyı belirleyen şey, yapılan projelerin büyüklüğü değil; insanın o şehre ne kadar dahil edildiğidir. Dahil edilen insan sahiplenir. Dışarıda bırakılan uzaklaşır. Sahiplenilmeyen şehir ise zamanla yalnızlaşır. Bu yüzden şehir yönetimi sadece teknik bir iş değildir. Aynı zamanda bir akıl, bir gönül ve bir istişare meselesidir. Çünkü şehir dediğimiz şey beton değil, hafızadır. Ve yanlış kurulan hafıza, nesiller boyunca taşınır. Şehirler artık yarışıyor. Bu yarışta sadece görmek yetmez; anlamak, karşılaştırmak ve dinlemek gerekir. Bazen bir şehri en iyi gören, ona dışarıdan da bakabilendir. Bu yüzden çağrım nettir: Sadece alkışlayanları değil, eleştirenleri de dinleyin. Sadece yakın çevreyi değil, uzaklaşanları da yeniden masaya çağırın. Küsenleri dışlamak değil, yeniden kazanmak gerekir. Çünkü bazen bir şehrin kaderini değiştiren fikir, en sessiz insanın zihninde saklıdır. Bugün ihtiyacımız olan şey; daha fazla istişare, daha fazla katılım, daha fazla tevazu ve daha güçlü bir ortak akıldır. Unutmayalım: Makamlar geçicidir. Projeler değişir. Yöneticiler gelir ve gider. Ama şehirler kalır. Ve o şehirlerde yaşayanlar, çocuklarımızdır. Onlara bırakacağımız en büyük miras; yüksek binalar değil, birlikte düşünme kültürüdür. Şehri duymayanlar zamanı kaybeder. İnsanı duymayanlar şehri kaybeder. Ve şunu asla unutmayalım: Şehir, kendisine rağmen değil; insanıyla birlikte yönetildiğinde büyür. BAŞKA TÜRKİYE YOK.   Görsel: Sembolik olarak yapay zekâ ile hazırlanmıştır. Kaynak:Necmi Cemal
Bana sıkça soruyorlar: “Madem kırk yılı aşkın süredir üniversitelerdesin, binlerce öğrencin bugün ülkenin ve dünyanın dört bir yanında görev yapıyor, 81 ilin büyük bölümünü yerinde gördün, dokuz kitap yazdın… Daha neye itirazın var?”

Var. Hem de çok net bir itirazım var.

Benim itirazım; kentlerin, kentte yaşayan insanlara rağmen yönetilmesine.

Çünkü şehirler yalnızca yönetenlerin değil; yaşayanların, üretenlerin ve o şehirde hayat kuran herkesin ortak alanıdır.

Bir şehri şehir yapan; yolları, binaları, projeleri değil; insanın kendini içinde bulduğu aidiyet, hafıza ve güvendir.

Burada iki anlayış ayrılır:

Birincisi: “Ben bilirim” anlayışı. Kararlar alınır, projeler çizilir, sonra topluma anlatılır.

İkincisi: “Birlikte düşünelim” anlayışı. Önce dinlenir, önce sorulur, şehir birlikte anlaşılır.

Ben yıllar içinde şunu gördüm: Bir şehirde başarıyı belirleyen şey, yapılan projelerin büyüklüğü değil; insanın o şehre ne kadar dahil edildiğidir.

Dahil edilen insan sahiplenir. Dışarıda bırakılan uzaklaşır. Sahiplenilmeyen şehir ise zamanla yalnızlaşır.

Bu yüzden şehir yönetimi sadece teknik bir iş değildir. Aynı zamanda bir akıl, bir gönül ve bir istişare meselesidir.

Çünkü şehir dediğimiz şey beton değil, hafızadır. Ve yanlış kurulan hafıza, nesiller boyunca taşınır.

Şehirler artık yarışıyor. Bu yarışta sadece görmek yetmez; anlamak, karşılaştırmak ve dinlemek gerekir.

Bazen bir şehri en iyi gören, ona dışarıdan da bakabilendir.

Bu yüzden çağrım nettir: Sadece alkışlayanları değil, eleştirenleri de dinleyin. Sadece yakın çevreyi değil, uzaklaşanları da yeniden masaya çağırın. Küsenleri dışlamak değil, yeniden kazanmak gerekir.

Çünkü bazen bir şehrin kaderini değiştiren fikir, en sessiz insanın zihninde saklıdır.

Bugün ihtiyacımız olan şey; daha fazla istişare, daha fazla katılım, daha fazla tevazu ve daha güçlü bir ortak akıldır.

Unutmayalım: Makamlar geçicidir. Projeler değişir. Yöneticiler gelir ve gider. Ama şehirler kalır. Ve o şehirlerde yaşayanlar, çocuklarımızdır.

Onlara bırakacağımız en büyük miras; yüksek binalar değil, birlikte düşünme kültürüdür.

Şehri duymayanlar zamanı kaybeder. İnsanı duymayanlar şehri kaybeder.

Ve şunu asla unutmayalım: Şehir, kendisine rağmen değil; insanıyla birlikte yönetildiğinde büyür.

BAŞKA TÜRKİYE YOK.

 

Görsel: Sembolik olarak yapay zekâ ile hazırlanmıştır.

Kaynak:Necmi Cemal

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve lokalbakis.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.